Simgelerin ve Gerçeğin Dili: Majid Majidi


 

Taşralı sıradan insana yönelmiş yönetmen Majid Majidi, İran’nın Tahran kentinde orta sınıf bir ailede dünyaya gelmiştir. Majidi, uluslararası film eleştirmenlerinin beğenisini kazanan İranlı yönetmen filmleri uluslararası birçok ödül kazanmıştır. Majidi, dini ve siyasal bakış açısından çok muhafazakar olan İran Cumhuriyeti’nin kendi filmlerini yapması adına İran sinemasına kaynaklar kazandırmıştır.

Filmlerinde emek-emekçi çevresinde gelişen dramatik yapının yanısıra, her fırsatta kunduracılardan, inşaat işçilerine, marangozlardan küçük esnafa kadar her türlü emekçiye yer vermiştir. Fakat bunları yalnızca motif olarak işlememiş, ayrıca hepsini işleve dökmüştür. ‘’Cennetin Çocukları’’nın başlangıcında yırtık ayakkabıyı onaran kundarıcıyı ve onun zanaatkar ellerini yakın planda izleriz bir süre. Majidi, emekçiyi yakın plana alarak adeta onu kutsama görevini yerine gitirmiştir.

Majidi’yi, diğer yönetmenlerden ayıran bir noktada aileye verdiği önemdir. Genç yaşta babasının kaybeden yönetmen, filmlerinde baba-evlat ilişkisine sıkça yer vermiştir. ‘’Cennetin Rengi’’nde kör olmasına rağmen gönül gözüyle babasına doğruyu gösteren bir çocuğun potresini çizmektedir. Baba-evlat ilişkisi doğrultusunda doğruyu göstermeyi amaçlamaktadır.

Baran, Serçelerin Şarkısı, Söğüt Ağacı, Cennetin Rengi, Cennetin Çocukları ve Baba gibi filmleriyle uluslararası alanda ses getirmeyi başaran Majidi, filmlerinde yer verdiği çocuk karakterle ile bambaşka bir potre çizer izleyicinin gözünde. Küçük yaştaki çocukların omuzlarına yüklenen büyük yüklerin ve bu yüklerin altında büyüme sancısı çeken çocukları sıkça resmetmiştir.

Majidi, İslam peygamberi Hz. Muhammed’i konu alan değişik karikatürlerin yayımlandığı Danimarka’da, daha önce davet edildiği Danimarka Film Festivaline protesto amaçlı katılmamıştır. Bu davranışıyla filmlerinde çizdiği geleneksel ve kültürel fikirleri destekleyerek fikirlerine ne kadar bağlı olduğunu gözler önüne sermiştir.

 

Majidi’nin büyük bir yönetmen olmasını sağlayan başka özelliği de çok kuvvetli bir yönetmenlik sezgisine sahip olmasıdır. İnanılmaz bir göz ve müthiş bir imgeleme ile hepside başlı başına  bir anlam bütünlüğüne sahip sahneler ortaya çıkarmıştır. Cennetin Çocukları’nda ayaklarını havuza sokmuş çocukların ayakları etrafında gezinen balıklar imgesi gibi kuvvetli bir anlatım  gücüne sahip imgelerden Serçelerin Şarkısı’nda da bolca vardır. Örneğin Kerim’in  çorak kararmış bir tarlayı sırtında mavi bir kapı taşıyarak geçtiği sahne vardır ki sinema tarihine geçecek niteliktedir.

Majidi, imgelerin, emekçilerin, çocukların ve daha onun gibi nice gerçek olanın yazarı ve resmedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer gerçeklere ayıracak zamanınız olursa yönetmenin gerçeğe merdiven dayamış filmlerini izlemenizi tavsiye ederim.

GÖKHAN KULOĞLU

Reklamlar

Bireysel ve Toplumsal Anlamda: Katharsis


BİREYSEL VE TOPLUMSAL ANLAMDA: KATHARSİS

 

Sözcük anlamı ‘’arınma, temizlenme’’ olan katharsis, Eski Yunan’da bir hekimlik terimi olarak kullanılmıştır. Bu dönemde ‘’kötü ve zararlı ruhların bedenden sışarı atılması’’ anlamını taşıyan katharsisi, Aristoteles tragedyanın merkezine oturtmuştur. Böylece sanatı psikolojik olarak temellendirmiştir. Poetica adlı eserinde, tiyatronun insana kendisini dışardan gösterdiği için arzulardan arınmasını sağladığını söylemektedir. Aristo, tragedyanın katastrophe ile sonlandığında arınmanın tamamen gerçekleşmediğini, arınmanın süreç olarak başladığını vurgular. Dolayısıyla seyirci oyun ile birlikte gerçek hayatta hataya düşmenin kötü sonuçlarını idrak eder.

Katharsisin ruhsal sonuçları acıma ve korkudur. Acıma hissi duyabilmenin bir koşulu da, tragedya kahramanlarının erdemli olduğuna inanmaktır. İzleyici, eserde yer alan trajik öyküyü izlerken etik bir iç yolculuğa girerek kendini kahramanın yerine koyduktan sonra; hem kahramana acır, hem de trajik öyküde yer alan faciadan korkar. Empati kurarak bir başkasına acıyan, sonra da aynı facianın kendi başına gelmesinden korkan izleyici; diğer tutkularını bir süre için durdurur ve kendi durumuyla ilgili iyimser düşüncelere sahip olur.

Katharsis yalnız sanat amaçlı değil, politik amaçlı olarak da kullanılagelmiştir. Sözgelimi Ortaçağ Avrupası’nda suçlunun kafasının giyotinle uçurulması, ya da bazı İslam ülkelerinde bir kadının zina işlediği için recm edilmesi, tutkulardan arınması amacıyla, halkın gözü önünde oluşturulan uygulamalardır. Korku nedeniyle insanlar o an için devlet yönetimini sorgulamaktan, ya da bireysel tutkularından vazgeçerek, bulundukları duruma  şükredeceklerdir. “Politik açıdan katharsis, birleştirici, kişileri bütünleştirici fırsat sağlar, insanların birbirine bağlanmasına ve güçlü tutkularını bırakmasına olanak tanır” (Deaderick 2000: 86).

  Üzüntülü bireyin, duygusal boşalım sürecine girerek, sürecin sonunda acılarından arınması durumu, ‘kathartik süreç’ adı altında kavramsallaştırılabilir. ‘Kathartik süreç’, müziksel ya da müzik dışı bir uyaran aracılığıyla ortaya çıkabilir. Sözgelimi halk arasında ‘efkâr dağıtmak’ olarak bilinen içkinin dertleşmeye ve müziğe eşlik ettiği eğlence ortamı, duygusal boşalım sağladığı için, yukarıda kavramsallaştırılan ‘kathartik süreç’e iyi bir örnektir. ‘Ağlayarak açılmak’ olarak adlandırılan deyim de müziksel veya müzik dışı uyaran aracılığıyla gerçekleşebilen ‘kathartik süreç’e iyi bir örnektir. Mezara giderek sevdiklerini ziyaret eden biri, bir dış uyaranla ‘kathartik süreç’ içine girerek rahatlar, halkın deyimiyle ‘ağlayarak açılır’. Yine iki dostun dertleşerek aralarındaki acıyı paylaşmaları anlamına gelen ‘içini dökmek’, insanlarda sağaltım sağlar.

Aynı sağaltım müziksel uyaranlarla da oluşabilir. Levinson, müziğin hüzün ve katharsis yoluyla oluşturduğu terapik etkiyi net bir biçimde ifade eder (1997:  230). Politika adlı kitabında Aristoteles de, müzikle oluşan katharsise sağaltıcı etkisi açısından yaklaşır: Filozof, eserinde müziğin eğitim, arınma, hobi, dinlence ve eğlence işlevlerine değinir (1983: 245).

 Bu düşünce psikolojinin etkin bir biçimde sanata yönlendirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Antik Yunan’da tragedya oyunlarında sıkça bu etki kullanılmıştır. İzleyici üzüntü verici durumlar karşısında kendisini oyuncunun yerine koyarak ya da duygusal olarak; ağlayarak veya gülerek bu arınma ve rahatlama durumuna bürünmüştür. Bu katarsis etkisi daha sonra özellikle savaş ve seçim dönemlerinde kullanılmıştır. İlk zamanlar tiyatro ve afişlerde kullanılan katharsis etkisini 2.Dünya Savaşı döneminde Nazi Almanya’sında etkin olarak kullanılmıştır. A. Hitler’in yardımcılarından J. Goebbels tarafından propaganda unsuru içeren kısa filmler, afişler ve toplantılar yapılmıştır. Bu süreç zamanla etkin hale gelerek zamanla sinema filmlerine yansımaya başlamıştır. ‘’Ölü Ozanlar Derneği’’, ‘’ V For Vendetta’’, ‘’Esaretin Bedeli’’ gibi sinema filmlerinde katharsis etkisi sıkça filmin senaryosuna dokunmuştur. Biz bunu nereden mi anlayacağız ya da nereden mi anlıyoruz? Bir sinema filmini izledikten sonra , ‘’zaman nasıl geçti anlamadım’’, ‘’çok sürükleyici bir filmdi, hiç sıkılmadım’’, ‘’film resmen beni anlatıyordu’’ gibi buna benzer cümleler bunu destekler niteliktedir. Yine izlediğiniz sinema filmlerinde unutamadığınız sahneler aslında o filmin içine gizlenmiş katarsis ip uçlarının tam kendileridir. Örnek verecek olursak; izleyenler ‘’Brave Heart’’ adlı filmde Willam Wallas’ın idam edilirken ‘’özgürlük’’ diye haykırdığı sahneyle hatırlarlar filmi. İşte filmin içine gizlenmiş katarsis duygusal ve görsel olarak bize bu sahnede sunulmaktadır. Daha bunun gibi birçok filmde ve benzeri alanda duygusal arınmayı sağlayan katarsisle karşı karşıya kalıyoruz.

İnsan görme ihtiyacını her zaman gözleriyle giderecek diye kesin bir kural yoktur tabiatta. Yaygın teknoloji ve katharsis gibi birçok psikolojik ve felsefi düşüncelerin bilinçaltımıza kazındığı günümüzde nerde, ne zaman, ne hissedeceğimiz elimizden alınıyor olsa da bu psikolojik ve felsefi düşüncelerin sinemaya ve benzeri sektörlere renk kattığı kesin bir bulgu olsa da bu bulgunun çoğu zaman bireyleri kontrol amaçlı kullanıldığı tarihsel olarak anlaşılmaktadır. Günümüzde hayatımızın hemen hemen bir çok alanında olan katharsise isteyerek ya da istemeyerek ‘’alıştık’’ demek en doğrusu olsa gerek.

GÖKHAN KULOĞLU

Kaynaklar:

*Psiko-Etik Bir Fenomen Olan Katharsisin Müzikteki Görünümü: Banu Mutsan DÖNMEZ

*Poetica: Aristoteles

Hayatımızda ki Görünmez Çatı: Panoptikon


Sahi ne kadar zaman oldu yazmayalı. Kaydadeğer şeyler okumayalı. Tabi ki günümüzde bunu sorgulamaya vakit ayıramıyoruz ya da ayırmak için vakit kalmıyor. Onca şeyin içinde bazen birçok şeyden uzaklaşmak istediğimiz olmuyor değil. Bende geçenlerde öyle yaptım. Raftan bir kitap aldım okumak için. Okudum mu peki, güzel soru. İçinizden geçenlere katılıyorum, bencede okumadım. Sadece baktım sayfalarına öylece. Ta ki bir kelimenin farkına varana dek. ‘’Panopticon.’’ Evet panoptikon. Günümüzde insanların gözlem kuleleri altında yaşamaya alıştığı kusursuz bir gerçek. Birçoğumuz bu durumun varlığından dahi habersiz. İnsanlar kendini sahnenin ışıklarına öyle kaptırmışlar ki yüzlerinin tam ortasına inen tokattan dahi habersizler. Her neyse konuyu dağıtmayalım. Panoptikon dediğimizde aklımıza kuşkusuz ilk gelen İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın 1785 yılında tasarlamış olduğu hapishane inşa modeli gelmektedir. Bu hapishane M.Foucault’un da ‘’Hapishanenin Doğuşu’’ adlı kitabında yoğun yer tutmaktadır. Bu panoptikon, gözlemlenmeye izin verir. Nereye kaçarsanız kaçın, nereye saklanırsanız saklanın sizi izleyen bu gözden kaçmak imkansızdır. G.Orwell’in ‘’1984’’ adlı eserindeki tele-ekran kavramına denk gelmektedir. Orwell da eserinde tele-ekranın insan üzerindeki denetim ve gözetim gücüne vurgu yapmaktadır. Her yanlış davranışın ceza getireceği bu yapı, hücre sistemine göre düzenlenmişti. Hücrelerin tam ortasında yükselen bir kule ile bütün hücreler gözetim ve denetim altına giriyordu. Bugün birçok konuda yabancı olmadığımız gibi. Sahi bu bizi rahatsız ediyor mu? Hiçte bile alıştık desem yeridir, bazen varlığını kendimizden uzak hissedince sağa sola bakınıp aradığımız bile oluyor. Nedense gözetim altında yaşamaktan zevk alıyoruz. Bir üst aklın diğer alt akılları elde etmesi gerekiyordur belki de.

Panoptikon hayatımıza 1785 de girmedi tabiki de. Ondan önce de vardı. İnsan varlığının bir doğası ya da bir gerekliliği olarak hep yanıbaşındaydı. Ta ki birileri farkına varıp kendi otoritesi için kullanana dek. Gözün iktidarı olan panoptikon aslında kendi içinde olana bitenlere kör, etrafında olan bitenlere ise bihaber olan bir yapıdır. Herkes katılmayabilir, panoptikonun da sevilecek yanları olabilir, diyenlerde çıkabilir. Saygı duyarım varlığımın gerekçesi olarak. M.Foucault’un da kitabında ele aldığı panoptikon da öğrencileri zapt etme amaçlı kurulan panoptik hapishane sistemi ile gözetimin gücüne ve disiplin başarısına vurgu yapmak istiyorum. Okumamış arkadaşlarıma bu eseri şiddetle tavsiye ediyorum. G.Orwell’in 1984 adlı kitabını da. Kitap okumayı sevmeyenlere de 1984 filmini ve National Geographic’in Americas Hardest Prisons adlı film tadındaki belgesini öneriyorum. Umarım hepimiz, bizi kuşatan panoptikonu birgün tanırız.

GÖKHAN KULOĞLU

2012 Kristal Elma ‘’En İyi Reklam Yapımı’’ Türk Telekom Telefon Kütüphanesi Projesi


  Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Labaratuarları (GETEM), Türk Telekom ile yaptığı iş birliğiyle Türkiye’nin ilk telefon kütüphanesi projesini hayata geçirdiler. Telefon kütüphanesi projesiyle birlikte bugün sayısı 250 ye yakın sesli kitap 0 800 219 9191 numaralı telefon üzerinden görme engelli vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur. Böylelikle GETEM üyelerine yüzlerce kitabı ücretsiz ve kesintisiz olarak dinleme imkanı sağlamıştır.

   Türk Telekom’un bu telefon kütüphanesi projesi reklam olarak karşımıza, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza adlı eserinden alınan bir sahne ile çıkmaktadır. Reklam filminde Raskolnikov’un görme engelli vatandaşımızla olan etkileşimi, telefon kütüphanesi projesinin ana fikrinin gözler önüne sermektedir. Telefon kütüphanesi projesi ile görme engelli vatandaşlarımıza kitabı hem kesintisiz dinleme hem de düşünce olarak yaşama imkanı sağlanmıştır. Projenin sloganı olan ‘’Türkiye’ye Değer’’ başlığıyla görme engelli vatandaşlarımıza olan sağlam duruşunu desteklemiştir.

Türk Telekom, ‘’Telefon Kütüphanesi Projesi’’ ve bu projenin reklam filmi Kristal Elma Türkiye Reklam Ödüllerine taşıdı. 24.Kristal Elma Ödül töreninde 4’ü kristal elma olmak üzere 5 ödül kazanmasını sağladı. ‘’En İyi Reklam Yapımı’’, ‘’Kurumsal İmaj’’, ‘’Toplumsal Sorumluluk’’ gibi alanlarda Kristal Elma ödülünü alarak Türk Telekom ve GETEM iş birliğinin başarısını ortaya koymuş oldu.

GÖKHAN KULOĞLU

Yeni Medya Ortamları ve Etkileşim


YENİ MEDYA ORTAMLARI VE ETKİLEŞİM

MEDYA TÜRLERİ

Geleneksel Medya: Gazete, dergi, televizyon ve radyo gibi heterojen kitleye sahip olan bu kanallar reklam için tercih edilir. Geleneksel medya araçları reklam için avantajları nedeniyle seçilirler. Bunlar:

-Geniş kitleye ucuza ulaşmak

-Her aracını kendini takip eden özel bir kitleye sahip olması

-Bu araçların kitlelerde saygınlık oluşturması

Geleneksel Olmayan Medya: Bu bölümde tek yönlü işleyen iletişim araçları kullanılmaktadır. Örneğin tüketicilere dağıtılan el ilanları bu alana girmektedir. Benzer şekilde internet reklamcılığı da buna örnektir. Bazen satış için hazırlanan promosyonlar, tanıtım amacıyla hazırlanan dergilerde bu alana girmektedir. İçlerinde en sık kullanılanı da havaalanında kullanılan televizyonlardır.

Özelleştirilmiş Medya: Kayak, finans, fotoğrafçılık ya da antika… Hedef kitlenin ilgi alanına göre düzenlenmiş dergiler bu alana örnektir. Bu dergiler insanların hem ilgi alanına göre bilgiler, hem de kendilerine sunulan hizmetleri içerirler. Bu nedenle özel bir kitleye sahiptirler.

Basılı Medya Türleri: Gazeteler, dergiler, afişler, sarı sayfalar, posta

Elektronik Medya Türleri: Televizyon, radyo, internet

Medyada planlamanın üç ana hattı:

-Hedef kitle ile reklam mesajını buluşturacak şekilde kullanmak

-İleti için medyadan yer ve zaman satın almak

-Satın aldığımız yer ve zamanı reklamı verecek kuruma ya da kişiye satmak

REKLAM MECRALARI

Reklam mesajlarını iletecek kanallar 4 ana grupta toplanır. Bunlar:

1.Radyo ve televizyon gibi göze kulağa hitap eden araçlar

2.Gazete ve dergi gibi yazılı basın araçları

3.Posta reklam araçları

4.Afiş ve panolar

Televizyon: Hem görüntünün hem de sesin birlikte olması, televizyonu diğer mecralardan ayrı kılmaktadır. Aynı zamanda ürünlerin tanıtılmasında etkin olmaya yol açmıştır. Aynı zamanda stabil bir teknoloji olmayıp sürekli gelişen teknolojisi açısından daha çok olanak sunmaktadır. Geniş kitlelere ulaştığı için CPM’ nin düşük olmasına neden olur. Buna karşılık televizyonda reklam yapma ücretleri yüksek olduğu için fazla masrafa neden olur. Reklamların istenildiği zaman izlenme imkânı olmaması, dikkat edilmediği zaman kaçırılması ve çok fazla tercih edildiği için yer bulma sıkıntılarının olması dezavantajlarıdır. Televizyona ait özellikler:

-Bütün evlerde ve çalışma yerlerinde olması

-Büyük ve kalabalık bir izleyici kitlesine sahip olması

-Görüntü, ses ve hareketin imkanları

-Müdahalecidir

-Günün değişik saatlerinde değişik hedef kitlelere ulaşması avantajdır.

-Pahalıdır

-Kitle iletişimi israfına yol açabilir.

-Reklam yaratım maliyetleri pahalıdır.

Radyo: Oldukça mobil ve ucuz bir kanaldır. Çok özel hedef kitlelere ulaşmak mümkündür.(sadık dinleyiciler sayesinde) Radyo düşük maliyeti ile uygun bir kanaldır. Ayrıca radyo mobil olarak sürücülere de ulaşma açısından etkin bir metottur. Herhangi gibi bir işi yaparken de dinlemek mümkündür. Buna karşılık televizyon gibi radyo mesajlarını kaçırmakta mümkündür. Sadece sesten ibaret olması bazen dezavantaj sağlamaktadır. Reklama uygun program formatına sahip olması avantajdır. Radyoya ait özellikler:

-Mobil olması

-Kanal sayısının fazla olması

-Tematiktir

-Ölçümü zordur

-Reklama uygun formata sahiptir

-Yarışma ve anında yayına bağlanabilme imkanı vardır

-Sadık dinleyici kitlesine sahiptir

-Arka plan iletişim aracıdır

-Sadece sesten ibarettir.

Gazete: Ucuz yayın mecrası olup geniş okuyucu kitlesine sahiptirler. Reklamcılıkta tercih edilmesinin sebebi güvenirliğidir. Okuyucular gazeteleri en aktüel araç olarak gördüğü için bu yüzden yeni ürün çıktığı zaman reklamları gazetelere verilir. Bunun dışında gazeteler bölgesel yayın yapabilme imkanına sahiptir. Aynı zamanda etnik gruplara da ulaşabilirler. Reklamlar için yüksek kaliteli basım yapmaları ve reklamı kesip saklayabilme imkanı sağlamaları avantajdır. Buna karşılık ömürleri sınırlıdır. Genel bir hedef kitleye sahip olduğu için reklamın direk hedef kitlesi dışına da ulaşmasına neden olur. Bu durum ise dezavantajıdır. Günlük oldukları için arşivlenme sorunları vardır. Aynı zamanda hava muhalefetlerinden, taşımada su alma durumunda akma gibi durumlarla karşı karşıya kalabilirler. Reklamların belli sayfalarda toplanması okuyucunun ilgisini çoğunlukla çekmemektedir. Gazetelerin özellikleri:

-Günlüktür

-Haftalıkta olabilir

-İlan gazeteleri vardır, bunlar ücretsiz dağıtılır

-Tematiktir

-Ulusal ve kentsel olabilir

-Hızlı erişime sahiptir

-Olay ve promosyon duyurusu için gereklidir

-Hedef kitlesi geniş ve karışıktır

-Renkli baskılarda sorun yaşanabilir

-Boğucu reklam sayfaları vardır

-Sadece görseldir

-Okunma süresi kısadır.

Dergi: Çok özel hedef kitlelere ulaşabilirler. Ömürleri gazetelere göre çok daha uzundur. Elden ele dolaştırılmaları nedeniyle okuyucu sayıları artar. Arşivlenmeleri kolaydır. Ambalajlı oldukları için taşıma veya hava muhalefetlerinden etkilenmezler. Basım kalitesi sebebiyle görsel olarak gazetelere göre daha çok tercih edilirler. Dezavantajları ise reklam alma süresinin basım tarihinden çok önce oluşu, gazeteler gibi aktüel olmayışları sebebiyle okuyucu sayısı zaman içinde yavaş yavaş artar. Dergiye ait özellikler:

-Tirajı azdır.

-Tematiktir.

-Sadık kitleye sahiptir.

-Haftalık, aylık olabilir.

-Hedef kitle seçiminde kolaylık yaşanır.

-Dağıtım yerlerinin ölçülmesi kolaydır.

-Uzun okunma süresine sahiptir.

-Uzun erişim süresine sahiptir.

Açık Hava: Panolar, duvar kağıtları, posterler, otobüs ve minibüs giydirmeler, otobüs duraklarını giydirmeler v.b. uygulamalardır. Açık hava mecrasının özellikleri:

-Görseldir.

-Sabit ulaşım noktaları vardır.

-Haftalık olabilir.

-Sık erişime sahiptir.

-Kentsel farklılar gösterebilir.

-İletimde yüksek etkiye sahiptir.

-Arka plan aracıdır.

-Az kısa özlü mesaja dayanır.

Elektronik Açık Hava: Özellikleri:

-Görüntü zenginliği

-Süreklilik

-Canlılık

-Hareketlilik

-Sabitlik

-Kısa öz mesaj

-Marka duyurumu

İnternet: İnternetin çifte pazarlama yönü vardır. Hem pazarlama yaparken hem de geri dönüş alması nedeniyle etkilidir. En etkili iletişim aracı e-mail ve sosyal medyadır. Özellikleri:

-İzleyici sayısı azdır.

-Yüksek gelir grubuna hitap eder.

-Tematiktir.

-Geri dönüş alınır

-Satış olanağı fazladır

-Süreklilik ve arşivleme vardır

TELEVİZYON REKLAMCILIĞINDA KULLANILAN FORMATLAR

Mizahi Anlatım: Reklamı ilgi çekici yapabilmek ve canlı kılabilmek adına yapılan anlatım biçimidir. Mizahi öğeler kullanarak hedef kitlenin reklama ilgili olmasını sağlamaya çalışırken komik durumu düşmek gibi bir riskte vardır. Birde mizahi anlatım ürünün ya da markanın önüne geçebilir.

Abartılı Anlatım: Hedef kitlenin ilgisini çekmek üzere sesin, görüntünün, mesajın abartılmasına dayanan anlatım biçimidir. Markanın ve reklamın hatırlanabilir olmasını sağlamak amaçlı abartı unsuru kullanılır.

Gösterim (Demonstration): Hedef kitleyle birlikle kurulabilecek en iyi iletişim şekillerinden biridir. Aynı zamanda televizyon içinde en uygun anlatım formatıdır. Ürünün neler yapabileceği hedef kitleye gösterilir. Bunu yaparken açıklamadan ve diğer ürünlerden karşılaştırmadan yararlanılır. Böylece ürünün üstünlüğünü vurgulamak amaçlanır. Gösterim 4 farklı biçimde uygulanabilir:

1.Açıklayıcı Gösterim: Ürünün işlevini, ne işe yaradığını tüketiciye anlatamaya çalışan gösterimdir.

2.Yanyana ya da Kıyaslama Gösterim: Ürünü diğer ürünlerle karşılaştırarak daha üstün olduğunu kanıtlamak amaçlıdır.

3.Öncesi ve Sonrası: Tüketicinin ürünü kullanmadan önceki hali ve kullandıktan sonraki hali sırasıyla gösterilir.

4.Dayanıklılık Testi: Ürünün sağlamlığı zorluklar karşısında dayanıklılığı gösterilmeye çalışılır.

Tanıklık: Ürünü daha önce kullanmış birinin tanıklığına başvurulur ve görüşleri hedef kitle ile paylaşılır. Tanıklığın içinde bir onaylama unsuru bulunur. Bu da herkes tarafından tanınan saygın birinin ya da kurumun onayına dayalı anlatım biçimidir.

Sunucu ya da Seslendirenin Kullandığı Format: Kişinin kamera karşısında mesajı tek başına iletmesini içerir. Güçlü ve etkin konuşma tarzı son derece önemlidir.

Yalnız Ürün: Tamamen ürün üzerine odaklanılır ve ürün bir yıldız gibi gösterilir.

Gerçek Görüntüye ve Belgelere Dayanan Format: Gerçek olaylar ürünle ilişkilendirilerek verilir.

Fantezi: Bu format duygusal yaklaşım açısından önemlidir. Çizgi karakterler, hayvanlar, kuklalar ürünün merkezinde yer alırlar.

Müzikal: Mesaj ile müziğin dansların birleşiminden oluşur. Ürünü ve ya kurumu anlatan mesajın müziklerle bezenerek ‘’cıngıl’’ oluşturulmuş şekilde kareografi şeklinde sunumudur.

Kısa Kısa Görüntülerle Anlatım: İletiler kısa görüntülerle sunulur. Amaç hedef kitleye olduğundan fazla kısa görüntü sunarak dikkat çekmektir.

Öyküsel Anlatım Formatı: Küçük sinema filmini andıran ve belli bir öyküye dayanarak ürünü tanıtan reklamları içerir. Amaç hedef kitlenin dikkatini öyküye yoğunlaştırarak ürünü zihinlere sokmaktır.

Dizi Öykülü Anlatım: Reklam kampanyaların televizyon dizileri gibi bölüm bölüm yapılmasına ve hedef kitlede merak uyandırma amacına dayanmaktadır.

 

 

Halkla İlişkiler Üzerine Notlar


Kurumsal Kimlik

Kurumsal kimlik, pazarlamada (marketing), bir kurumun görünen yüzüne verilen isimdir. Kurumun kendini ifade etme şeklidir. Bu ifade belli sınırları çizilmiş ve genellikle değişmez bir ifadedir. Kurumu anımsatacak bir tasarımın ne ölçülerde ve nasıl kullanılması gerektiğini belirten kurumsal kimlik kitabı bu sistemin vazgeçilmez öğesidir. Öyle ki bir kurumsal kimlik tasarımı içinde amblem (logo) denofis dizaynına, çalışanların giyim kuşamından araç üstü giydirmeye, antetli kâğıttan, tabelayaweb sitesinden vefat ilanlarına, ambalaj dizaynından faaliyet raporuna kadar her şeyin ne ölçülerde ve nasıl kullanılacağı belirtilmiştir.

Kurumsal kimlik kurumun imzasıdır ve bu yönüyle değişime kapalıdır. Belli dönemlerde firma ve tasarımcıların ortak çalışmasıyla değiştirilebilmesine rağmen firma kurumsal kimlik ile oluşturduğu imajı sıklıkla değiştirmek istemez.

Kurumsal kimlik çalışmalarında hiç şüphesiz çalışmanın temeli firma amblemi üzerine kurulmuştur. Amblem renklerinin her durumda aynı değerde basılması, yazı tiplerinin hiçbir zaman değişmemesi bu çalışmanın temelini oluşturur.

Özellikle renk bilgisinin taşınması, değişmemesi için renklerin pantone numaraları belirtilir.

Kurumsal kimlik firma için oluşturduğu imajlatüketicinin aklına kazınır. Bu yönüyle firmanın reklam yatırımlarının başarılı olmasının sağlayan çalışmalardan biridir.

Hedef Kitle

Halkla İlişkiler modellerinde değindiğimiz “feedback” kavramı hedef belli olduktan sonra ölçülebileceğine göre, hedefi seçip sınırlandırmak gerekir.

“Halkla ilişkiler” teriminin türkçe çeviri olarak yetersizliğine değinmiştik. Kampanya süreçlerinde hedef çoğu zaman halkın tümü değildir.

Hedefi belirlemede kampanya sürecinin “araştırma” aşaması önemlidir.

Hedef kitle, iletişim kurup mesajımızı iletmek istediğimiz kişi ve kuruluşlardır.

Halk ve kamuoyu kavramları arasındaki fark nedir?

Halk aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğudur.

Kamuoyu ise ortak çıkarları olan halk topluluğudur. Kamuoyu kişilerden ve çeşitli gruplardan etkilenebilir.

Hedef Kitle Oluşum Süreci

  1. Problemin farkına varma
  2. Problemi çözmede etkili olabileceğinin farkına varma
  3. Problem hakkında organize olma

Hedef Kitleleri sınıflandırma konusunda farklı yaklaşımlardan birkaç tanesi:

  1. Hedef kitle haline gelmemiş olanlar
  2. Henüz harekete geçmemiş hedef kitleler
  3. Bilinçli hedef kitleler
  4. Aktif hedef kitleler

Kitle iletişim araçları izleyicilerini yukarıdaki sınıflandırmanın ilk 3 aşamasından hızlı bir şekilde geçirirler.  Haber bültenleri, belgeseller ve diğer bilgilendirici yayınlar insanları belli konular hakkında bilgilendirip, bu konuda paylaşımda bulunmaya ve harekete geçmeye hazır hale getirebilir.

Bir başka sınıflandırma aşağıdaki gibidir:

  1. Dahili-harici
  2. Birincil,İkincil, Marjinal
  3. Geleneksel(Mevcut)-Gelecekteki
  4. Destekleyen,Karşıt olan, Kararsız
Proaktif ve Reaktif  Halkla İlişkiler

Halkla ilişkiler ajansları veya kurumiçindeki halkla ilişkiler departmanları olası/potansiyel gelişmeler üzerine yapılanan bir strateji oluşturabileceği gibi, gerçekleşen gelişmeler karşısında tedbirler de alabilirler. Burada karşımıza temel bir ayrım çıkıyor: Gelişmeler gerçekleşmeden önle almak ya da gerçekleştikten sonra çözümlemeye çalışmak. Proaktif ve reaktif kavramları bu iki farklı yaklaşımı tanımlayan kavramlar.

Bir kuruluşun sorun çözmekten çok fırsat yaratmaya yönelik olan çabaları proaktif halkla ilişkiler, karşı karşıya kaldığı olumsuzluklardan başarıyla kurtulabilmeye yönelik halkla ilişkiler çabaları ise, reaktif halkla ilişkiler olarak tanımlanmaktadır.

Proaktif Halkla İlişkiler

Olası sorunlar belirlenmeli, sorun ufukta göründüğü anda ve henüz kurumu tehdit etmeye başlamadan önce çalışmalarına başlamalıdır. Proaktif halkla ilişkiler kurumun değerlendirilmesi ile başlar.

  • hedefler, öncelikler nedir?
  • yönetimin plan ve beklentileri nedir?
  • hedef kitlenin bunlara bakışı nedir?

Proaktif iletişimin yararları:

  • Proaktif halkla ilişkilerde geleceğe yönelik planlama yapıldığı için halkla ilişkiler uzmanı kurum stratejisine hakim olur. sektörde çok görülen “sadece basın ilişkileri ile uğraşan kişi” olmaktan çıkar.
  • Proaktif yaklaşım kurumiçi iletişimi sağlıklı hale getirir. aşağıdan yukarıya iletişim akışına olanak tanır.
  • Potansiyel tehlike yada fırsat olarak görülen konular için kurum hazırlıklı olur.

Proaktif iletişim kriz iletişimi alanında oldukça önemlidir fakat her zaman beklenmedik olaylar ve sürprizler karşımıza çıkabilir. Reaktif iletişime de bu sebeplerden dolayı hazırlıklı olunmalıdır.

Reaktif iletişim, yaşanan olaylara tepki vermek üzerine kuruludur. Gerçekleşen olaylarla ilgilendiği için bazı araştırmacılar reaktif iletişim çerçevesinde yapılan çalışmaları gazetecilik yöntemlerine benzetmektedir.

Reaktif iletişim sürecinde daha önceden hazırlanmış bir plan olmadığı için, gerçekleşmiş olaya tepki verme süresi belli değildir. Bu durum hedef kitleye spekülasyon yapma, olaydan kurumun istemediği ve zarar göreceği çıkarımlar yapma fırsatı verir.

  • Proaktif h.i., uzun vadeli pazarlama politikaları tarafından yönlendirilmektedir. Reaktif h.i. ise genelde olumsuz olaylarla ilgilenir, savunmacı bir yaklaşımı vardır.
  • Proaktif, firmanın imajını yükseltmek, reaktif ise kuruluşun adını onarmak, firmanın durumunu korumak için çaba sarf eder.
  • Reaktif iletişim proaktife göre daha karmaşık bir süreçtir. Olay gerçekleştiği için istenmeyen yorumları denetlemek firmanın tehlike altına giren imaj ve itibarını koruyacak yöntem ve yaklaşımları belirlemek ve öte yandan farklı hedef kitlelerle farklı şekilde yapıcı iletişime geçmek kolay bir iş değildir!
Gerilla Tarzı Halkla İlişkiler

Uluslararası Halkla liskiler Birligi halkla iliskileri, “Özel ya da tüzel kisilerin iliskide bulundugu kimselerin anlayıs, sempati ve destegini elde etmek için sürekli olarak yaptıgı faaliyetler” olarak tanımlamıstır. Bu tanımdan hareketle halkla iliskilerin, herhangi bir faaliyet hakkında kapsamlı bilgi saglamak, kurum ve kurulus içinde olumlu beseri iliski saglamak ve verimli bir iletisim sistemi kurmaktan olusan baslıca üç temel amacı oldugunu söyleyebiliriz. Bu amaçlar aynı zamanda gerilla pazarlama sürecinin de temel amaçlarını olusturmaktadır. Söyle ki gerillalar hedef müsterileri ile daha iyi iliskiler kurabilmek ve onlar için daha fazla deger üretebilmek suretiyle karlarını artırabileceklerinin farkında olan kimselerdir. Birçok yenilikçi pazarlama anlayısının temelini olusturan müsterileri daha iyi tanımak ve onlar için ekonomik degerleri olabildigince ekonomik biçimde yaratma anlayısının temel enstrümanı halkla iliskiler faaliyetleridir. Gerillalarda bu faaliyetler yardımıyla daha fazla müsteriler ile daha fazla iyi iliskiler kurmak suretiyle karlarını arttırmaya çalısırlar. Bu açıdan bakıldıgında bir gerillanın içinde bulundugu toplumun ve iliski içinde oldugu hedef kitlenin özlem ve özelliklerini tanıması, izledigi politika ve uygulamaları çesitli iletisim araçları kullanarak halka yansıtması en basta gelen görevleri arasındadır.

Akıllı bir gerilla pazarlamacısı halkla iliskiler konusuna çok önem verir. İsletme uzun yıllardan beri müsterilerinden kar elde ediyorsa bu elde ettigi karın bir kısmını sponsorluk gibi çesitli halkla iliskiler faaliyetleri yardımıyla müsterilerine geri vermesinin hiçbir sakıncası yoktur. Örnegin, Fritolay Firması gençlere daha yakın olmak ve satıslarını arttırmak için halkla iliskiler faaliyetleri kapsamında gençlerin düzenlemis oldugu partilere sponsorluk yapmakta ve bu partiler esnasında onlara çesitli hediyeler dagıtmaktadır. sletmenin halkla bütünlesmeye ve toplumun gözünde iyi bir yer edinmeye yönelik olarak yaptıgı bu tür çabalar isletmenin satıslarının artmasına dolayısıyla karının da artmasına önemli derecede yardımcı olacaktır.

İsletmelerin içinde bulundukları toplumun ortak sorunlarını çözmek üzere gösterdikleri çabalar, isletmenin sürdürmekte oldugu halkla iliskiler faaliyetlerinin önemli bir ayagını olusturur. sletmelerin halkla iliskiler faaliyetleri gerçeklestirmek istemeleri bu faaliyetlerin gerçeklesmesi için tek basına yeterli olmamakta, bu faaliyetlerin basarılı ve olabildigince etkili bir sekilde gerçeklestirilebilmesi için gerillaların yaratıcı ve girisimci fikirlerine ihtiyaç vardır. Bu konuyla ilgili olarak 24 Aralık 2004’te Güney Asya’da yasanan deprem ve tusunami felaketi sonucunda Turkcell Firması’nın o bölgede bulunan abonelerini araması, durumları hakkında bilgi alıp bu bilgileri hükümet yetkilileriyle paylasması, abonelerini Türkiye’den onları almak için gönderilen uçak hakkında bilgilendirmesi, iletisim konusunda bir problem yasamamaları için abonelerine bedava kontör ve konusma süresi göndermesi ve bu yaptıklarını yazılı bir açıklama ile tüm basın ve yayın kuruluslarına duyurması iyi bir gerilla pazarlaması örnegidir.

Tursat Uydu Sistemleri


MEDYA TEKNOLOJİLERİ

TURSAT UYDU SİSTEMİ

Türkiye’nin ilk uydu atma girişimi TURKSAT 1A olup bu uydu atılırken düşmüştür. Daha sonra 1994’te TURKSAT 1B uydusu başarıyla 31.3 pozisyonuna atılmıştır. Bu uydu 16 transponden oluşmaktakdır. Her bir transponderi 55 Watt olup her transponder bir televizyon yayını 20 ile 30 radyo yayını yapma imkanı sağlıyordu. Bu uydu üç kısımdan oluşmaktaydı. Birinci kısım: Orta Avrupa’yı, ikinci kısım: Türkiye’yi, üçüncü kısım ise Orta Asya’yı kapsıyordu. Bu uydu gönderilmeden önce Yunanistan ve Rusya kendi ülkeleri üzerine yayın istemediğinden bu ülkeler üzerine yayın yapılmama şartı ile atılmıştır.(Avrupa Sınır ötesi Televizyon Sözleşmesi gereğince)

Türkiye ikincil olarak 1996 yılında TURKSAT 1C uydusunu 42 derece pozisyonuna atmıştır. Bu uydu da 16 transponderli olup her bir transponderi 55 Watt’tir. Bu uydu iki kısımdan oluşuyordur. Birinci kısım: Türkiye ve Avrupa, ikinci kısım ise Türkiye ve Orta Asya’yı kapsıyordu.

2001 yılında Fransa ile işbirliği yaparak üçüncü uydu olarak TURKSAT 2A uydusu 50 derece pozisyonuna gönderilmiştir. Bu uydu 32 trasnponderli olup 2 transponderi askeridir.

İlk olarak ITU dan Türkiye uydu atmak için 31.3, 42 ve 50 pozisyonları almıştır. Bunların içinde en önemli olan pozisyon 42 derecedir. İlk atılan uydu 1B 31.3 atılıyor. Bu uydunun yayınını almak için antenler 42 dereceye çevriliyordu. Türkiye bu uyduyu daha sonra 42 pozisyonuna almıştır. 1B den sonra attığı 1C uydusunu da 42 pozisyonuna atarak 1B uydusunun yayınlarını ve bilgilerini 1C yükleyip kullanım dışı bırakıyor. Daha sonradan attığı 2A uydusunu 50 derece pozisyondan alarak 42 derece pozisyonundaki 1C uydusunun yanına getiriyor. Bu uydu 3A uydusu, 1C uydusunun yerine 42 dereceye atılana dek birlikte hizmet veriyorlar. Türkiye bugün 2A ve 3A uydularının yayınlarını 42 derece doğu konumundan almaktadır. Bu nedenle bu pozisyon Türkiye için son derece önemlidir.