Sinemamızda Erol Taş ve Kötü Adam Gülüşü


Biz onu ya sinirli bir üvey baba olarak izledik ya da acımasız bir düşman… Onu beyaz perdedeki sert bakışları, karpuzun göbeğini bir başka yiyişi ve gülüşü, kötü adam rollerini canlandırmasıyla hatırlıyoruz.Susuz Yaz‘ın Kocabaş Hasan’ı, Duvarların Ötesi‘nin Babaç’ı, İnce Cumali‘nin Ali Ağası, Diyet’in Bilal Ustası ve daha nicesi..

1928 Erzurum doğumlu Erol Taş, iki yaşında babasını kaybetmesi üzerine annesiyle birlikte İstanbul’a taşınırlar. Burada okula devam ederken hamallıktan tezgahtarlığa kadar çeşitli mesleklerde çalışır. Sanatçının sinemaya girişi tam bir tesadüftür. Sinemaya tesadüfi girişini şöyle anlatır sanatçı: “Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey’in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, ‘Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın’ diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı.Sinemaya girişinden itibaren 40 yıllık sinema kariyerinde altısı başrol olmak üzere 600 kadar filmde rol alır.

Beyaz perdede kötü adam rolleri ile görmeye alıştığımız usta sanatçı, kötü adam rollerinin dışına çıktığı filmlerde, aslında her tür karakteri rahatlıkla oynayabileceğini de ispatlamıştır. Öyle ki zaman zaman iyi karakter rolleriyle beyaz perdeye çıkıp seyirciyi şaşırmayı başarmıştır. Onun iyi rolleri oynayabilmesinin en önemli kaynağı sinema dışındaki hayatında iyi bir baba ve esnaf olmasından gelir. İlk eşini kaybettikten sonra bir süre üç çocuğu Güler, Gönül ve Metin’e hep annelik hem babalık yapar. Çocukların anneleri hastanede ölüm döşeğindeyken bir olsun onları yalnız bırakmaz ve annelerinin durumunu hissettirmez. Yalnızca kendi çocukları değil mahallede gördüğü diğer çocuklara karşı gösterdiği şefkat ile bilinir  semti Cankurtaran’da. Ama her zamanki gibi medya araçlarının yönlendiriciliği o denli büyüktür ki bizler Erol Taş’ı hep şiddet yanlısı, kötü baba, akraba ve düşman olarak televizyonlarda. İyi karakter rollerine bakacak olursak 1967’de çekilen ve Türkân Şoray’la başrolü paylaştığı Ana filmi onun az rastlanan iyi adam tiplemeleri için gösterilecek ilginç bir örnektir. Yaptığı balık ağları ile geçimini sağlayan Şevket (Erol Taş), kan davası yüzünden ailesi ile birlikte köy köy dolaşmaktadır. Sinemanın kötü adamı olarak bilinen Taş, filmdeki Şevket tiplemesinde tamamen farklı bir karakter çizmektedir. Kanlısı rolündeki Kadir Savun’la sanki rolleri değişmiş gibidirler. Bu seyirci içinde çok alışılagelmiş bir durum değildir. Yıllar süren takibin sonunda Şevket kanlısı Musa tarafından vurularak öldürülür.

Beyaz perdenin kötü, günlük yaşamın iyi kalpli adamı Erol Taş’ta Yeşilçam’ın kalıpları içinde kendisine biçilen kötü adam rolünün hakkını vererek zihinlerde yer etmiştir. Bizler onu daima Susuz Yaz filmindeki Bahar geline olan tutkusunu ineğin memesinden süt emmesinden, kötü adam rolüyle oynadığı filmlerde şapur şupur yediği karpuzlar ve tavuklar sonrası attığı kötü adam kahkahası ile hatırlayacağız.

Kaynaklar:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Erol_Ta%C5%9F

Reklamlar